29 Mayıs 2013 Çarşamba

Beni Özleyenler Parmak Kaldırsın :)

Özlediniz mi beni :) 
Buralardan çok uzak kaldım ama geçerli bir sebebim vardı; aklını peynir ekmekle yemiş birini buldum, nihayetinde beni istemeye geldiler, nişan tarihine karar verdik işte bu yüzden buralarla uğraşamadım ihmal ettim.

Desem de inanma külliyen yalan :D
Hep bu akılsız telefonu alınca geldi bunlar başıma. Nete telefondan giriyorum, işyerinde de bu ara çok yoğundum bu nedenle bloğumla ilgilenecek vaktim olmadı. Yazmadığım gibi kimseleri okuyamadım da ama arayı kapatırım biliyorsunuz :)

Merak etmeyin hayatımla ilgili hiç bir şey kaçırmadınız çünkü sizlerden uzak kaldığım süreçte yedim, içtim, yattım, gezdim, alışveriş yaptım o kadar. Hiçbir atraksiyon yok ama isterseniz sizin için takla atmayı, amuda kalkmayı düşünüyorum :D

Neyse yavanlığı bırakıp bir giriş yapalım, kendimizi bloğumuza ve okurlarımıza affettirelim barışalım önce :)


































Bu yıl benim yılım galiba; beynen, bedenen büyük değişimler yaşadım.
Saçlarımı boyatmamaya olan direncime yenildim çünkü saçlarımdaki beyazlar beni renk değişimine mecbur etti. 

~29 Mayıs 1984~
 Bu postu aslında dün hazırlıyordum içimde acayip bir heves vardı yazma konusunda fakat yetiştirememiştim.

Bu arada yılladır düşündüğüm birşeye artık karar verdim ve bugün estetik operasyon konusunda doktordaydım. Devlet hastanesi olduğu için bana ne zaman sıra gelir bilmiyorum.

Bu ameliyat gerçekleşirse o konudaki fikirlerimi zaten detaylıca anlatıcam. Umarım en kısa zamanda, ben kendimi buna çok hazır hissediyorken çağırırlar.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Çekiliş sonucu..



Arkadaşlar çekilişimize çok güzel katılım oldu, katılan herkese çok tşk ederim.


Bruno Mazzini güneş gözlüğünü kazanan şanslı arkadaşımız Melike Uysal Okkalı oldu.. iyi günlerde kullansın :)

8 Nisan 2013 Pazartesi

İnstagramda ben..

Şu merete pek bir özeniyordum elimde kıçıkırık telefonum varken; iç geçirerek bakıyordum. Telefonum oldu ama bu seferde hevesimi aldım die işe el atmakta geciktim :) 

Neyse bakalım bu da benim instagram adresim:


Bu arada uzun zamandır burada olamayış sebebim şudur; ben bir bok yedim Candy Crush Saga oynuyordum tablette.. nalet oyun 35. seviyeye gelince facebooka bağlan arkadaşına kilidini açtır dedi.

Ulan ben face kullanmıom inatla ne edecem :) sonra benim bir sırf giriş yaptığım uyduruk içi boş hesabım vardı. Bu oyun yüzünden 3 kişi ekledim  kilidim açıldı sonra dur şunu da eklim dur bunu da eklim dur bir de resim ekliyim derken kendimi facebook manyağı olmuş olarak buldum :D


İşte bu sebeple bloğum sana nankörlük ettim ve senlen ilgilenemez oldum ama senin yerin apayrı ve en önemli sosyal mecram sensin seni seçtim pikaçuu :)

Neyse beni instagramda bulun takipleyin ve benim de sizi bulmama yardımcı olun dicektim ben :)

Bloğun sağ tarafına da eşşek kadar bir icon koydum(düzelecek) onu tıklayıp ordan da ulaşabilirsiniz :)

Burdayım..

Çekiliş sonucunu merak eden arkadaşlar merak etmeyin burdayım.

Bu aralar hayatımdaki yoğunluk ve karışıklıktan dolayı bloğa pek vakit ayıramıyorum.

Çekiliş için gelen yorumları kontrol etmem gerekiyor bunun için sizden çok kısa bir süre istiyorum en kısa zamanda kazananı belirleyeceğim ve çok güzel paylaşımlarla burda olacağım çok özledim bekleyin :)

15 Mart 2013 Cuma

Düzeltme(çekilişle ilgili)

Arkadaslar cekilis ile ilgili bir duzeltme yapmak istiyorum. Bu cekilise katilimin  cok olmasini istiyorum. Insan yapmaktan nefret ettigi birseyi bir baskasina neden yaptirmak ister ki; ben sahsen bloglardaki cekilislere beni zorla izle, git onca isinin arasinda duyuru yap, o cekilise katilabilmek icin 40 takla at gibi benim hosuma gitmeyen tavirdan dolayi katilmiyorum. Sadece bende katilmak istiyorum diyebildigim cekilisleri daha samimi buluyorum ve katıliyorum cogu zaman ona  katilmaya bile useniyorum :) Birde beni gercekten severek ilgiyle takip edenlerde bu sebeple degisiklik olsun istemiyorum. Beni ben oldugum icin, yazilarimda guldugunuz icin beni gercekten sevdiginiz icin okumanizi istiyorum. Iste bu  nedenle rahatsiz oldum affiniza siginarak cekilis kurallarini kaldiriyorum. Bir gaflette bulunup kural koyduk napalim. Sadece katilmak istediginizi ve blog linkinizi filan guvenlik icin, kim oldugunuzu bilmem icin  yazmaniz yeterli o kadar. Hadi bakalim herkesi bekliyorum cekilise :)

Yorumları lütfen; çekiliş postunun altına yapalım.

13 Mart 2013 Çarşamba

Fulyanna'dan Bruno Mazzini Güneş Gözlüğü Hediye

Bloğu o kadar özledim ki çoğu zaman fırsatım olmuyor, kimi zaman da yazıcak şey bulamıyorum en iyisi bir çekiliş ile sahaya geri döneyim dedim, hareketli bir dönüş olsun istedim :)

Biliyorsunuz bir kaç tane gözlük markasının Ege Bölge bayiliğini yapıyoruz.

Ben de yaklaşan yaz günlerinde, ehhh içinde de yüzüyorken size hediye edebileceğim en güzel şeyin bir gözlük olduğunu düşündüm :)

Sponsorum olan patronlarıma(abilerime) tşk ediyorum :)







Bruno Mazzini Güneş gözlüğü orijinal kılıfı ve çantasıyla birlikte..
Kargo ücreti bana ait.
Sadece katilmak istediginizi yoruma yazin bir de guvenlik-sizin kim oldugunuzu bilmem-acisindan blog linkinizi vermeyi unutmayin. Adsiz ve kendine ait linksiz katilimi kabul etmiyorum o kadar.

Çekilişe son katılım: 5 Nisan 2013 saat 24:00 de sona erecektir.


20 Şubat 2013 Çarşamba

Dişilik mi? Kişilik mi?



Kitaplar birikmeden devam edelim :)

Bu aralar kişisel gelişim kitapları ve kadın-erkek ilişkileri üzerine kitaplarla kafayı bozdum sanırım.



Şu erkeklerin dilinden anlıyamadım, nasıl davranacağımı bilemedim, hiç ilişki yaşamamış olmanın verdiği tecrübesizlikle yemek yemeyi yeni öğrenen küçük bir çocuğun yemeği eline yüzüne bulaştırması gibi hep üstüme başıma bulaştırdım :D

Ve sonunda küçük bir çocuk gibi sobaya yaklaşınca nasıl cıss diyoruzz işte ben de erkeklere yaklaşınca cıss olacağımı öğrendim :D

Bu konuda çok güzel bir önerme yazayım bari :D

Soba yakıcıdır yanarsın.
Erkekler de yakıcıdır yaklaşırsan yanarsın. 
Öyleyse erkekler sobadır :D

Bu da nerden aklıma geldiyse; lisede mantık dersinde öğretilen ve benim çok sevdiğim önermeden yola çıktım :D

Gerçekler acıdır, biber de acıdır, öyleyse gerçekler biberdir.

He dedim ben şu karşı cinsi anlayamıyorum hayatımda kavgaları da hep erkeklerle ettim.

Okulda, dershanede, işyerlerinde kavgalarım hep erkeklerle olmuştur hepsi de bana gıcık olmuştur :)

Bende bir sorun var bulmalıyım bunu. Dedim kitaplar belki işimi görür okuyayım da şu karşı cins ne istiomuş bizden öğrenim belki erkeklerle iyi geçinebilirim :D

Ama ben yine bişi öğrendim ki yok istediğin kadar kitap oku, istediğin kadar nasıl davranman gerektiğini bil, istediğin kadar akıl al, istediğin kadar strateji uygula ama yine aynı tas aynı hamam; köpek yiceği boktan vazgeçmiyor :D

Kitabı niçin okuduğumu annattım. Şimdi kitaptan ne anladığımı annatim :)



Kitabı okurken çok eğlendiğimi, kendimi bulduğum bölümlerde koptuğumu, çok beğendiğimi, şiddetle tavsiye ettiğimi söylemeliyim öncelikle.

Kitap çerez gibi 2 saatte bitti.

Kitap 3 bölümden oluşuyor; ilki erkek çeşitlerini anlatıyor, diğeri kadın erkek-ilişkileri üzerine, üçüncü bölümde ise biz kızların çeşitlerine değinilmiş.

Kendimi bulduğum kadın tiplerini yazayım bari siz de kopun :D

Romantik Kadın Tipi;

Dünyada değil bir masalın içinde yaşamaktadırlar. Beyaz atlı prens-hem de atıyla-mutlaka vardır. Pembe panjurlu evlerinde yaşamak için onu alıp götürecektir. Mumlar en sevdiği aksesuarlardandır. Pembe rengine aşıktırlar, kullandıkları hemen her şey pembedir. Bir erkeğe aşık olduklarında-ki genelde adamın hiç haberi yoktur-bütün yürekleriyle bağlanırlar. Platonik aşk onlar için vardır.

Çiçeklere bayılırlar, minik bir papatya onları kendilerinden geçirebilir. İyi niyetlidir, bir erkeğin onu kandırmak isteyebileceğine asla inanmazlar. Radyo dinlerken şarkılar tutarlar. Çıkan romantik şarkıya gözyaşlarıyla eşlik ederler. Saf bir dünyaları vardır.

İyi bir eğitim alıp çalışsalar da hayatlarını o prensi beklemeye adarlar. O prens gelecek sonsuza kadar birbirlerine aşık yaşayacak ve mutlu olacaklardır. Mütemadiyen çeyizlerine yeni bir parça eklerler bu yüzden(koptum burda :D)

Bu tipteki kadınlara iyi bir keman virtüözü, aşk romanları yazarı, emekli balet, erkek dadı veya libidosu düşük olup da herhangi bir meslek grubundan erkekleri önerebiliriz çünkü fazla romantizm bir süre sonra her erkeği kısırlaştıracaktır.

Polyanna'nın kankası, Şekerkız Candy'nin kuzeni kadın tipi;

Olumlu kadınlardır. Saftırlar. Onları kandırmak çok kolaydır, çünkü son derece iyi niyetlidirler. Kötülük yapmak akıllarına gelmez, başlarına geldiğinde şok olduklarından dünyaları yıkılır. Son derece hassastırlar. Pembe kıyafetler, kurdeleli tokalar, babet ayakkabılar temel kullanım malzemelerindendir. Pembe panjurlu ev ve beyaz atlı prense can-ı gönülden iannırlar. Bir gün o adamın atıyla olmasa da mutlaka kendisini bulacağına inanırlar.

Etrafındaki insanların sıkıntılarını dinleyip onlara pozitif olmayı öğretirler. Hayatlarında aksama olduğunda bile duraklamazlar zira dedik ya Polyanna kankalarıdır. Hayatlarına ve çevresindekilere özen gösterirler, çay bahçelerinde garsonları çağırmakta zorlandıkları gibi sürekli tebessüm ve kibarlığı kendini hemen beli eder. Esnafın sevdiği müşterilerdendir, genelde kabalaşmazlar.

Havanın mis kokusunu içlerine çekip gökyüzüne bakmayı severler. Sevgi kelebekleri sınıfının bir numaralı öğrencisidir. Duygusal müzikler dinlemeye bayılırlar. Romantizm onlar için vardır. Erkekler için aranılıp bulunmayan kadın tipidir, çünkü çok kolayca kandırılırlar. Belki de tek eksiklikleri öfke barındırmadıkarından içlerinde tutku yokluğudur. Çocuksu konuşmalarıyla da sizi bayıltma ihtimalleri bulunabilir.

Doktor bu tiplere "ne yersen ye" der. Yani zaten bu kadınlarla geçinmemek zordur. Hatta bulsam ben bile evlenirim.

Şefkatli kadınlar;

Sevgi doludurlar. Her an bir kurabiyeyle içinizi ısıtabilirler. Kekler, kurabiyeler ve börekler onların hayatlarını doldurur. Mahalledeki çocukları toplayıp süt eşliğinde ikram ederler. Sevilirler. Beslenmeleri sevgiyledir zaten. Çocukları onu taparcasına severler, ilerleyen yaşlarında torunlarının vazgeçilmezleri olurlar. Genelde tontondurlar. Kilo onlar için vardır sanki, asla fazla durmaz. Varlıklarıyla mutluluk ve neşe saçarlar. Genelikle gülümserler, öyle pek fazla okumuşlukları yoktur, ama varlıkları dünya için başlı başına erdem ve kültürdür.

Mutfak evin en sevdikleri yerleridir. Un, yumurta ve yağın iyisini bilir çuval çuval alırlar. Çiçekleriyle konuşup onları sevgiyle büyütürler. İçlerinde kötülük yoktur denebilir, genelde bir kötülük duydukarında çok üzülüp şaşırırlar. İnanamazlar insanlar nasıl böyle diye.Kocaları onları akrabası gibi severler, annesi gibi kardeşi gibi. Pembe suratlarıyla pazardan döndüklerinde yine mutludurlar. Esnaf sever, konu komşu sever. Bir gün kaynana olduklarında eminim gelinleri için bulunmaz bir nimet olacaklardır.

Tabakların dolu olması insanların onun yemeklerinden keyifle yemeleri onlar için mutluluk kaynağıdır. Anne olmak için doğmuş gibidirler. Genç kızlıkları saf ve tatlıdır. Onlara kötülük yapmak nerdeyse mümkün değildir, üzüldüklerinde gözlerinde yaşlarla suskunlaşırlar. Dedikodu etmeye bile mecalleri yoktur, üzüntüleri çok şiddetli geçer. Bu kadınlara kötülük yapanlar evet gerçekten kötüdürler. Her eve her mahalleye muhakkak lazımdırlar. Devletin özellikle onları korumaya alması şarttır :D

Böyle kadınların, midesine düşkün, aile babası olmaya ve göbek salmaya yatkın, erzaka ulaşımı kolay olacak erkeklerle evlenmesini öneririz.(Bende zaten kelli felli göbekli bulurum genelde :D) Kasap, fırıncı, pazarcı, kuru bakliyatçı, kabzımal gibi esnaf gruplarında yer alan kişilerle evlenmeleri hayat boyu mutlu yaşamalarını sağlar :D

Allah cezamı versin ki bunu birgün ben de düşünmediysem nolim :D kocam getirsin ben pişireyim taşırayım haahaaaahaaaaaaa :D


Kitapta kesinlikle çok daha fazlası var bu ne ki kesinlikle erkekler de kızlar da alsın okusun :D

14 Şubat 2013 Perşembe

Gözlerim Belerdi (patronum saolsun) :D


Yaaaa yok böyle güzel bir duygu daha yaaa :)

Ben bugün hayatımda ilk defa çiçek alıyorum.

Bir insan kendine çiçek geliceğini bilmesine rağmen, geldiğinde hiç bir sürprizi olmamasına rağmen yine de mutlu olabilir mi ? bence evet olabilir.

Sabah patronumla oturuyoruz hadi git çiçekçiye sipariş ver gel dedi eşi için ve benim için :)

Bende ben çiçekten böcekten anlamam kartını alıp gelim sen kendin ver siparişini dedim. Benim için de zahmet etme çiçeğe yazık etme olsun benim de sefgilim olunca bu duyguyu yaşarım elbet dedim güldüm :D

Patronlarım benim abim gibidir; benim bu bahtsız bedevi hallerimi onlar da iyi bilir. Beni abi gibi korur kollarlar. Onlara derdimi anlatırım.

Hani bizim sokakta biri vardı beni reddeden işte ona gidip sizi barıştırayım mı bile demiştir bana saolsun :)

Yok yaaa olmassss beni istemeyeni ben nie istim erkeği istemeye mi gidecez deidğimde gerekirse gider isteriz oğlanı alır geliriz abim dediği bile olmuştur :D

İşe ilk başladığım zamanlarda benim sigortamı ne zaman yapıcanız yarın birgün elden ayaktan düşünce kocamda ölünce ben nolucam bana kim bakıcak sosyal güvencem olsun artık dediğimde kızım korkma sana ölmeyen zengin koca bulucam diyende ta kendisidir :D

Bana benim gibi el değmemiş birini bulucaklarmış beni kendi elleriylen evlendirceklermiş öle diolar :D

Böle bana abi gibi davranan patronlarım olduğu için şükrediyorum ve onları gerçekten çok seviyorum :)

Sevgilim olmayabilir ama sevenlerimin olması beni mutlu etmeye yetiyor ;)

Herkesin sevme-sevilme günü kutlu olsunnn :)


2 Şubat 2013 Cumartesi

Büyük Konuşmak; kim, ben mi hiçte bile :D


Ben hiç büyük konuşmam ki kim demiş, pışığımııı yemiş :D
Pışığın ne olduğunu bilmemekle beraber küçükken aramızda pışığımı yeeee diyip suratımızı aptal şekillere soktuğumuzu hatırladım bak şimdi :D

Ben çok denedim kalbimi ne zaman bozsam, ne zaman fesatlansam, zorla! fıtratımın zıttı bir hareket yapmaya kalkışsam bir güç bana engel oluyor.

Bak ben dün daha çeyiz almıcam bida çeyize bişi koyarsam nolim diyodum ya bugün nolsa iyi :D

Bizim handa karşı büroda avukatın(eniştesi oluyor) yanında çalışan bir arkadaş var. Bana yardım eder misin elimdekileri asansöre taşımama dedi yardım istedi. İyi dedim çıktım dışarı gülle gibi bişi taşıyordu kız bu ne dedim.

Ya eniştem dedi hayır dağıtıyor Kuran dedi bende Yasin sandım ben çok okuduğum için aaa kız bana da versene dedim :)

Saolsun, Allah kabul etsin çıkardı verdi.

Bir güzel poşetinde, tertemiz..
Evelsi günkü aklım olsa ben bunu çeyizime kaldırırdım(malum dünkü aklım çeyiz parasını harcama kararı almıştı biliyonuz)

Yiğitliği boka sürmim dedim ama olmadı ben bunu kesinlikle çeyizime kaldırmalıyım benim çeyizde gül kokulu tesbihlerim, kendi ördüğüm dantelden seccadem bile var. İşin dini kısımları da hazır çeyizde :) Allah güzel günlerde kullanmak nasip etsin; gelin mevlüdümde bebek mevlütlerimde kullanayım inşalllahhhh :D

Taam len sen de şımarma çeyizime son eklediğim şey Kuranım oldu. Ben hala parayı harcamakta kararlıyım :D

Samsung S3 alıcam bebişim :D

30 Ocak 2013 Çarşamba

"Aslında Giden Erkek Yoktur"

Aslında giden erkek yoktur ama evliliği yada güzel bir birlikteliği götü yemeyen erkek vardır diyorum ben yada ne istediğini bilmeyen, ne aradığından kendinin bile haberi olmıyan insan çeşitlerinin olduğuna inanıyorum.

Neyse bunlar benim düşüncelerim, düşüncelerimi kitap yazarsam orada anlatırım; kuyruğuna basılmış kedi gibi cırlamak istemiyorum şimdi :D

Yada derinlemesine anlatmadığım için yanlış anlaşılabilir o nedenle kısa keseyim. Benim düşüncelerimin bu kitapla alakası da yok zaten.

Ben Seda Diker'in ne anlattığını anlatıyım en iyisi :)
Önsöz kitap hakkında iyi fikir veriyor okumanızı öneriyorum.

Kitapta eski tarihten günümüze kadınlığın önemi çok iyi vurgulanmış. Dişiliğe dair tarihi bilgiler edinmek mümkün bu kitaptan. Kitapta biraz kopukluk vardı geçişlerde tarif edemediğim bir eksiklik ama yine de kitap kendini okutuyor.


Bir bayanı dişiliğinin farkına vardırıyor. Aslında unuttuğumuz, dişiliğimizin ne denli güçlü, kutsal olduğunu hatırlatıyor ve onun nasıl farkına varacağımız konusunda güzel şeyler anlatıyor. Ben beğendim tavsiye de ediyorum. Aralardan bir yerlerden muhakkak beğeneceğiniz yada işinize yarıycak satırlar olucaktır. Kadın erkek ilişkileri konusunda da yardımı olucak bir kitap. Aslında her türlü ilişkiye yada isteklerimizi nasıl elde edebileğimize bile değinilmiş bir kitap.


Kitapları bilhassa çizmiyordum ama bu parçalı bir kitap olduğu için bazı yerleri karalayıverdim :)

Bunlar bu kitaptan altını çizdiklerimin bazıları;

*Küsmek, karşımızdaki kişinin yaşam enerjisini çalmaktır.
(oldum olası küsme huyu olan insanlardan nefret ederim ben zaten)

*Yaradan'ın varlığını şah damarından daha yakında hissedebilmek için, içindeki korku ve öfkeyi atıp tam bir güven duygusuyla hareket etmesi gerektiğini hatta kötü niyetli kişilerin bile içindeki ışığı fark etmesi gerektiğini anladı. 

Bunu uygulayacak, ilk kez korkmadan kendini yaşamın akışına bırakacaktı. Her anın tadını çıkartarak, beklentisizce, sevgiyle...

*Hızla koşup duvara toslasanız ne olurdu? Duvar size saldırıda bulunmazsa, çarpış hızınız kadar yara alırsınız, öyle değil mi?

*Kaybetme korkusu olmayan kişiler, hayatlarından uzaklaşanları sevgiyle uğurlarlar.

Bırakın uzaklaşsın. Siz de ondan uzaklaşın. Korkmadan, küsmeden, tepki vermeden... Gerekirse kendinizi topraklayarak..

Hep onu düşünmeyin. "Arar mı, döner mi, neden mesaj atmadı?"  gibi korkuları silerek... Sadece 'anı' yaşayarak, mutlu olarak. Çünkü hayatınızın merkezinde kendiniz olmalısınız.

*Evren serbest salınımla işler.

Onu düşünmeyeceksiniz ve onunla ilgili herhangi negatif bir duyguya kapılmayacaksınız...

Geri geldiğinde, siz de korkmadan ona yaklaşın. Ama beklentiye girmeden. Kendinizi koruyarak...Yani ilk çarpışma anındaki sınırlarınızı değiştirmeden.

*Çekim yasası gereği hayatınıza hep olumlu ve arzu ettiğiniz şeyleri çekersiniz. Hiçbir şeye üşenmezsiniz. Bünyeniz kuvvetlenir. Bağışıklık sisteminiz mükemelleşir. Cildiniz parlar. Ama en önemlisi, 'özgür' olursunuz.

*Nasıl enerji çalınır biliyor musunuz? Karşımızdaki insana olumsuz düşünce ve duygularımızı empoze ederek. Çünkü evrende enerji, alışveriş esasına dayanır. Siz birine negatif yüklerseniz, ondan pozitif alırsınız. Bu kadar basit.

Başkalarının size olumsuz duygu yüklemesine izin vermemek için, aklınızdan şunu geçirin: "Bu söyledikleri onun fikri, benim diil !"

*ANNELİĞİ BIRAK SEVGİLİ OL
anne rolünden çıkıp sevgili olabilmek için

  • erkeğinizin problemlerini çözmeyin
  • onu eleştirmeyin
  • sizi eleştirdiğinde sınırınızı hemen çizin
  • paketlerinizi taşımasına izin verin
  • psikolojik sorunları varsa, bir uzmana yönlendirin, siz psikolog değilsiniz,
  • aşırı şefkat vermeyin, yedikleriyle, giyimiyle uğraşmayın,
  • geç geldiğinde onu sorgulamak yerine, onun kendine ayırdığı süre kadar siz de kendinize bir dünya kurun,
  • kendinize ait dünya ile ilgili, o size soru sormadıkça, bilgi vermeyin(ben herşeyimi hemen anlatıverirdim bundan sonra bekle anlatırım :D )
  • onu değiştirmeye çalışmayın,
  • onu kontrol etmeyin