18 Aralık 2010 Cumartesi

İzmir Night Out Shopping Event


Ben bugünü unutmuştum dün  ablam arayıp hatırlattı.Akşam Alsancağa gidiyor muyuz dedi,tabisi evet dedim :)

Hava da güzeldi soğuk olsa valla gitmezdim :D
iyi ki gitmişiz çok güzel bir gece oldu benim için;çok uygun fiyata alışveriş imkanı vardı ve ben bu geceden bolca nasiplendiğim için çok keyifliydi :D

 Umarım bu atraksiyon gelecek yıllarda da devam eder  ;)

18 Kasım 2010 Perşembe

İstanbul'dan Merhabaaaaaa :)

Sonunda İstanbuldayım şükür.
Güzel bir kahvaltının ardından, istek üzerine İzmirden getirdiğimiz damla sakızlı türk kahvesi eşliğinde yazıyorum  :)


Dün sabah erken saatlerde geldik.İstanbul'un o çileli trafiği yoktu,köprü bile boştu yolculuk güzel geçti hatta beklenenden daha kısa sürede geldik.


İlk önce Bahçeşehir'e geldik güzel bir kahvaltının ardından Bağcılar 100 yılda oturan halama gittik şu Kanal D ye çok yakın bir yerde.Blogcular siz nerelerdesiniz merak ediyorum.


Dün Gazi mahallesi dolaylarında akraba ziyaretleri yaptık daha göreceğim 3 halam,amcalarım ve onların evli ve her biri ayrı yerlerde oturan çocukları var.Benim babamlar 10 kardeş ve herbirinin en az 3 çocuğu var ve onlarında neredeyse benle yaşıt çocukları var yani benim kuzenlerim hep 40 lı 50 li yaşlarda sülalenin en küçüğü benim :)

Burada geçireceğim daha 3 gün var ve bu süreçte akrabalarımın ne kadarını görsem kardır hesabı pek çok insanı görmeye çalışıcam.Biz İzmirde yalnızız alt katımızda oturan dayım ve anneannemden başka gidicek akrabamız yok bayramlarımız buruk geçer ama İstanbulda öyle diil bayram biter ama gezecek kapı bitmez ne güzel :)

Dün akşam,bizden sonra gelicek olan ablamın eşini karşılamaya otogara gittik tekrar.Çok acayip bir otogarınız var otogarın içinde bir yer bulabilmek hakkaten bir başarı :D ters yerlerden u dönüşleri yapıp arabanın içinde uçtuk yani yer bulalım derken .


Bu arada İkeanızı gördüm otogarın karşısında oluyor sanırım.Vakit olursa oraya da bakıcam bakalım İzmirden farklı şeyler var mı?


Forum İstanbul'u da muhakkak gezeceğiz hele H&M ye girmeden İzmir'e dönmeye niyetimiz hiç yok :) inşallah İzmir'e de açılır.

Havanın maşallahı var süper en az İzmir kadar sıcaktı dün.

Çok mutluyum 5 yıl aradan sonra İstanbuldayım nihayet.Akrabalarımı özlemişim,İstanbul'u özlemişim ben şimdi kahvemi içeyim soğudu :) daha sonra hazırlanıp dışarı çıkıcaz.Bakalım bugün rotamızda nereler olucak.Bu arada daha resim çekme fırsatım pek olmadı ama İzmire döndüğümde çok resim olacağına eminim resimli postlar sonra gelicek :)

Blogcuların pek çoğu İstanbullu siz nerelerde oturuyorsunuz merak ediyorum :)

Gün içersinde pek çok semtte oluyorum her an her yerden geçiyor olabilirim ama yatılı olarak Bahçeşehirdeyim ve şu Bağcılardaki Kanal D'ye yakın oturan halamlara hergün uğruyoruz.Geleli bir gün oluyor ama yani uğrarız biliyorum :)Dün akşam oradaydık kalabalık bir sofrada yemek yemek çok güzeldi hele terasta mangal keyfi çok daha güzeldi :) 

Bu arada ben sevinçten ve telaştan bayram kutlamayı unuttum.Herkese iyi bayramlar :)

14 Kasım 2010 Pazar

Bekle Beni İstanbul :)

Şu an çok heyecanlıyım çünkü İstanbul'a alınmış gidiş dönüş biletleri elimde :)

Yaklaşık 5 yıldır ha gittik ha gidecez,İstanbuldakiler İzmir'e geldi derken sonunda özlem son bulucak Allah nasip ederse.

Nasip diyorum çünkü 2 sene önce bir bayram günü yine biletlerimizi almıştık ve İstanbul'dan,"bayramda İzmire geliyoruz" dien bir telefon alınca tamam siz gelin madem die biletleri iptal etmiştik.O sıra ben zaten bademcik ameliyatı olmuştum sağlığım çokta yerinde diildi,tamam dedik nasip değilmiş.

Umarım bu sefer sağ salim gidebilmek ve dönebilmek nasip olur.

Baba tarafından sülalemi,Beyoğlunda fasıl eşliğinde yenen akşam yemeğini,Güllüoğlundan yenen baklavayı,Kanatçı Haydar'da yenen kanatları,Mado'da oturup yediğimiz tatlıyı,Taksim'de gezmeyi,tramvaya binmeyi,Galata köprüsünde nargile keyfini(tabi ben kullanmıyorum :))Ortaköyde yağmurlu bir günde salep içmeyi,outletlerde yapılan ucuz alışverişleri atlas,terkos gibi ucuz pasajları,Fatih çarşamba ve Ulus pazarını,yolda bir ünlü görünce kıro gibi resim çekilmeyi kısacası ben İstanbul'u özledim.

Bu arada size komik bişi anlatıyım yolda ünlü birini görünce resim çekilme kıroluğundan bahsediyorum :)

Yanımdan Tarkan geçse dönüp sadece bakarım ama kendimi yırtmam aslında böle biriyim ama biz İzmirde yolda belde ünlü biriyle karşılaşmadığımız için adım başı biriyle karşılaşmak tuhafımıza gitmişti :)

5 sene önce İstanbul'a en son gidişimizdi.


İstiklal caddesinde bir cafede oturuyorduk.Mekan,odalardan oluşan ev gibi bir mekandı.Yanımızdan biri geçti bizim tabi o sıra konuştuğumuz ciddi bir mesele vardı dalmışız,ablam "aa Aliye'nin kocası geçti dedi" kafayı çevirdik Halit Ergençmiş :D

O sıra Aliye dizisi de yeni başlamıştı ve severek takip ediyorduk.
Neyse Halit Bey lavabodan çıkıp kendi oturduğu tarafa geçerken ablam durdurup resim çekilebilir miyiz dedi.Önce bir tereddütle düşündü  sonra "neden olmasın" dedi ve çekildik.O zamanlarda dijitaller  pek yoktu(yani bizde yoktu ama biz de o makineler çıkar çıkmaz ciddi bir mebla bayılıp alanlardandık)bildiğin 36 pozlu dandik bir  makine vardı elimizde.Ya dedik yanarsa bida çekilelim.Halit Bey,yansa bu da yanar ama tamam hadi bida çekilelim dedi ve bi poz daha çekilmiştik.Sonra alışveriş için gezerken tesadüfen sanırım atlas pasajındaydı hediyelik eşya gibi bişiler satan bir dükkana girdik ve hani eskilerde Kaygısızlar die bir dizi vardı hani Kültigin ve adamları vardı işte o adamlardan sırık boylu olanın dükkanıymış meğer orası kendisiyle de resim çekilmiştik hatta  aynı kareye girebilmek için adam eğilmişti o kadar uzun boyluydu :D

Bu arada yarın yani arefe günü çalışıyorum.Bayramın 1. günü gece başlıcak yolculuğumuz ve 2. bayram sabahı Esenler Otogarında İstanbul'a merhaba diyecez :) Cumartesi için patrondan yarın izin isticem zaten biletlerimizi aldık vermek durumunda kalıcak heralde :) pazar günüde geri dönüyoruz fakat son gün trafiğinden dolayı o gün İzmir'e varırmıyız bilemiyom artık :D

Ya çok sevinçliyim ama sevincim kursağımda kalsın istemiyorum.Allah hayırlısıyla gidip dönmek nasip etsin :)

Umarım güzel kareler ve güzel anılarla dönerim yine...

Ben şimdi kirlileri yıkanacakları ayırayım,kısacası bavul hazırlığıma acilen başlıyayım bu sümsüklükle anca hazırlanırım :)

10 Kasım 2010 Çarşamba

Bir İlk...

Dün işe topuklu ayakkabı giyip geleyim dedim ama alışmadık dötte don durmazmış misali ayaklarımı vurdu.Ayağımın arkası soyuldu resmen ve şu an topallaya topallaya yürüyorum.


İşte bu sebeple bugün zaten kaplumbağa hızıyla yürüyen bir insanken daha da yavaş yürüyerek durağa anca varabildim,haliyle 5-10 dk kadar geç kaldım.


Saat 9'u 5 geçiyor ve bugünün ne olduğunu inanın o saatte kendimden utanarak söylüyorum unutmuştum.Unutmak değildi aslında işe geç kalmış olmanın telaşı(bu arada gecikmelerde sorun yaşamıyorum dükkanı ben açıp kapatıyorum,benden başka kimse de yok ama olsun yani vaktinde gelmek prensibim var),ayağımdaki acı...Otobüs Konak'a varınca  inip 2 dk lık mesafeyi nasıl yürüyeceğimi düşünüyordum inanın.


Tam durağa yaklaştık bir anda siren sesleri ki o bölgede çok hastane var ve gün içersinde ambulans sesini çok duyuyoruz.


İlkten bizim otobüs bozuldu sandım herkes ayağa kalkınca ya da o bölgede bir trafik kazası var da meraklı millet bakınıyor die düşündüm.


Evet bugün 10 Kasım'dı Ataya saygı duuruşuydu ben ilk defa sabahın erken saatinde böle bir anmaya denk geldim daha önce çalışma yaşamım olmadığı için sabahın o saatinde hiç dışarda bulunmamıştım.Haberlerde izlerdim ama bizzat içinde olmak çok bambaşka bir duyguymuş.


Atam senden özür dilerim siren seslerini duyduğumda ilk anda ne olduğunun idrakına varamadığım için utanç duydum ama beni affet ve rahat uyu.Bu ülkenin başına ne gelirse gelsin seni anmak için bile inan o an dünyayı durdurup seni anacak insanlarla dolu bu ülke.


Ben hala o muazzam anın etkisindeyim;siren sesleri ve herkes ayakta tüm trafik durdu ki normal şartlara Konak Ykm önünde(İzmirin merkezi diyebilirim) millet bir yerlere yetişmek için birbini ezip geçiyor olur ama hayatın akışı durdu resmen ben çok duygulandım.İyi ki 5 dk geç  gelmişim ve o an otobüste ve trafikteymişim bu duygu dolu anı kalabalıkla birlikte daha muazzam bir şekilde yaşamış  oldum.


Bu arada geçen yıl saat tam 9'u 5 geçe sularında dünyaya gelen Ata bebeğin (çocukluk arkadaşımın bebeği) bugün doğumgünü.Yarın nasipse kutlama yapılacak ve bir mani çıkmazsa bu minik kuşun doğum günü partisinde olacağım.

Allah sana sağlıklı uzun ömürler versin Ata'cım,Atatürk gibi adam olasın inşallah :)

4 Kasım 2010 Perşembe

Kurabiye Standı

Çeyizim için ne zamandır kurabiye standı da almak istiyordum ama almışken de içime sinen bişi olsun diyordum.


Çok kararsız kaldım;ben aslında kurabiye ve pasta standı takım olsun istiyordum ama o şekilde beğendiğim desene takım olarak pek rastlamadım.Neyse bu stand günlük olsun;doğumgünleri,yılbaşı ve çocuk sofraları için benim kişiliğimi yansıtan cıvıl cıvıl bir kurabiyelik :)


Daha ağır misafirlerimi ağırlayacağım şık sofalar içinse böle çocuksu diil de daha ciddi duran bir stand alacağım daha sonra :)


Bu arada internetten ilk alışverişim oldu.Nette alışveriş yapılan sitelere üyeyim fakat benim kredi kartım yok o nedenle bakınmakla kalıyordum hep.Netle ilgilenmeyen ve pek anlamayan ablama öğrettim böle siteleri o yapıyor alışveriş  :)


Geçen hafta markafonide bakınırken daha önce YKM'de beğendiğim,Tantitoni ürünü,42 tl değerinde olan ve pahalı olduğu için iç geçirip almayı ertelediğim bu kurabiyeliğin fiyatının 27 tl'ye(+5 tl kargo ücretiyle beraber 33'e mal oldu) düştüğünü görünce hemen ablamı aradım "kız çabuk markafoniye gir şu standı sepete at  ödemeyi sana yapıcam" dedim :)


Bugün elime geçti nihayet..ben çok sevdim bu standı;renkler,desenler tam benlik :)

1 Kasım 2010 Pazartesi

Monchhichi


Daha geçen gün çocukluk anılarımızdan bahsetmiş ve monçiçi oyuncağımızı çocukluğumuza ve oyuncaklarımıza olan özlemimle anlatmıştım.Monçiçimizin değerini de ne kadar anlatsam azdır :)

Az önce Markafonide bakınıyordum ki anam bu elim kadar monçiçiler satışta :D

Hem de şekilden şekle girmişler halbuki bizim monçiçimizin bundan 20 sene önce kıyafeti bile yoktu,bildiğiniz çıplak maymundu şimdi kıyafet de yapmışlar Ahh monçiçi,oyuncaklarımızı saklayan insanlardık biz ama sen nerdesin bilmiyorum :( sen şimdi olsaydın ben sana kıyafette dikerdim saçına da toka takardım :(

şimdi çok pahalısın seni alamayacğım için üzgünüm hem de çok,öptüm seni monçiçi(küçükken yaptığım gibi) :)

Monçiçilere bakmak isteyenler buradan bakabilirsiniz.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Siz Ne Oynardınız? :)

Arkadaşla konuşuyoruz da... daldık birden küçükken oynadığımız oyunları anlatmaya :)


Biz iki kız kardeşiz o nedenle oyun konusunda pek sıkıntı çekmedik :D
Hem sokağımızda da bizim gibi iki kızkardeş olan çok arkadaşlarımız vardı,erkekler de cabası.(hala varlar ve evliler çocuklarını seviyoruz şu an) :)


Çok küçükken oyunlarımızı genelde evde oyanardık.

Komşu Komşu Huu:Ablam genelde vitrinli yani gösterişli odayı seçer bana çirkin oda kalırdı :)

O zengin bense naçar,çeresiz kalmış komşuyu canlandırırdım hiç unutmam :D


Oyunumuzun gidişatı hep böyle olurdu;komşu komşu huu ...ablam açardı kapıyı,"ayyy komşu gel otur" filan neyse nasılsın iyimisin faslından sonra ben "komşu ya benim kocam öldü" ya da "evim yıkıldı "gibi iki şeyden birini söyleyerek ağlıyo gibi yapardım bu da zengin kontes ya ay üzülme şekerim gel bende yaşa modunda beni ömrünün sonuna kadar evinde misafir edebileceğini söylerdi :D kendisi de kocası ölmüş,koca parası yiyen konkenci kadın tiplemesinde olurdu hep. Vitrindeki annemin çeyizinin önemli parçalarından fincan takımları 5 çayımız için en nadide parçalarıydı oyunumuzun.Birde tabaklar çıkarıp mandalin  soyup ikram ederdi hiç unutmam :)ben artık onun evinde yaşamaya başlardım.

Sonra bizim bir monçiçi oyuncağımız vardı parmağının biri emzik şeklinde,tüylü maymunumsu bir oyuncaktı belki bilenleriniz vardır :)o oyuncak hep ablamın çocuğu rolünü üstlenirdi :D acıkınca parmağını ağzına sokar karnını doyururduk filan :D

Birlikte yaşamaya başladık ya artık o parti senin bu alışveriş benim gezerdik evin içinde.Partiye gitcez ya gardrobun içine girip aklımızsıra duş alırdık.Parti hazırlığı içinse annemin makyaj malzemlerinden ve topuklu ayakkabılarından destek alırdık :D


2)Kağıt kapmaca:Bizim evde iki yanyana oda var kapının altı boşluk tabi.Ablam bir odaya geçer ben diğerine geçerdim kapının altından kağıdın bir parçasını ittirip diğerimizde yakalamaya çalışırdık.Bazen de o kağıda notlar yazardık gıcık gıcık.Bazı sinir bozucu notlardan  sonra kapıyı açıp birbirimizi dövmeyi de ihmal etmezdik :D

3)Masal Anlatma:Biraz büyüdükçe akılda geliştikçe ticarete dayalı oyunlar oynamaya başlamıştık.Böle kandırmalı şeyleri küçükkenden beri yapamazdım.Ablam insanları küçükken de çok güzel etkileme,kandırma yeteğine sahip biriydi :D

Bizim evin alt katında aralık dediğimiz bir bölüm var anneannemin evinin orada.Merdiven altı olduğu için biraz karanlık kalıyordu.Mahalledeki arkadaşlara para karşılığı masal(bildiğiniz kırmızı başlıklı kız hanselle gratel filan) anlatırdı ablam sanki seansa girer gibi sırayla alırdık arkadaşları aralığa.Bense masal için bekleyenleri sıraya alırdım yalancının yamağı rolündeydim :D

4)Çekiliş;bizim mahallede yine bizim gibi iki kız olan Aysel'le Didem vardı.Babaları mahallemizin bakkalıydı.Biz evden bir kutu bulup evdeki minik biblo yada kullanılmayan eşya vb. şeyleri toplar kutuya doldururduk.Ablam bu iki kardeşi hep salak yerine koyardı;"hadi çikolata şeker getirin size çekiliş yapıyım" derdi bu kızlarda gidip babalarının dükkanından bol bol çikolata şeker getirirdi.Onları çekilişe koyardık hadi bakalım şimdi para verin ve çekiliş yapalım derdi ablam.Para karşılığında arkdaşlara çekiliş yapardık ama genelde çekilişin içindeki malzemeleri bu iki arkadaşımızın babalarının bakkalından bu yolla temin ederdik :D bu arada annem evde biblo miblo bişi eksildiğini anlayınca ablamla ben kaçıcak delik arardık çünkü biz onları çekiliş usulü arkadaşlarımıza dağıtıyorduk karşılığında  para kaznaıyorduk bakkalda harcamak üzere:D

5)Bizim ev 3 katlı en üst katta dayımlar otururdu.Terasımız çok güzel güneş alır.Biz 4 kuzendik o yaşlarda.Kuzenlerden  biri Kuşadasında oturuyordu ve her yaz tatilinde İzmire geliyordu biz 4 kuzen leğenlere su doldurup havuz yapıyorduk.Yaşım itibariyle bana hep küçük leğen denk gelirdi :( büyük leğende yüzebilmek için yaşça büyük olup o hakkı elde etmek gerekiyordu :D

6)Arkadaşlarla gün yapardık;birbimizin bahçesinde piknik havasında geçerdi :) makarna,salça ekmek,reçelli ekmek ne bulursak yerdik :D

7)Biraz büyüdük bisikletler çıktı.Pinokyoydu sonra bianchiler yerini vitesli interbikelar aldı .O dönem İnterbike alabilmek herkesin harcı diildi olanlar olmayanlara vitesli bisiklete bindiği için hava atardı :D "Seninki 18 mi aa benimki 21 vites" die hava atıp vites kavramını da o yaşlarda öğreniyorduk :D
birüsü çocuk bisikletlerle tur atmaya çıkardık.

8)İp atlardık;bir ipin içine bi kaç kişi girip köşeler oluşturulanı hani.

9)İsim-hayvan-bitki-şehir,kim kiminle nerede ne yapıyor,papaz kimde ,taso... bu liste uzayıp gider böyleee ...


Not:Bu postta eksik kalan değinmediğim daha çok oyunumuz var ama şimdilik bu kadar olsun gerisini siz bana hatırlatın bakalım :)

28 Eylül 2010 Salı

Canım Çekti :D


Şu an işyerindeyim canım sıkılıyor;blog,yer yer kitap okuyorum.

Dışardan bir ses;bi lira bi liraa bi liraaaa..Bende camdan bakim dedim aşağıya ne satılıyor ay bir baktım herkes limon alıyor benim de canım çekti çok pisboğazımdır :D

Yukardan para attım bana da alın die :D ee tuz yok napıcaz? karşımdaki çay ocağından azıcık tuz  istedim şimdi bir güzel tuzlayıp limon yicem :D

Ne Çeyiz Düzdüm Emek Emek :D


Ne çeyiz düzdüm emek emek..
Allah beni bildiği gibi yapsın aaahh...(sondaki kısmı yılan dansı yapar gibi söyledim canlandırın:D)

Çeyiz düzmede kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hem ben böylece alıp alıp kenara ne attığımı bilemediğimden benzer şeylerden fazla fazla almanın önüne geçmiş olucam.

Şimdi ben mutfakta vakit geçirmeyi çok seven biri olarak ne olmazsa olmaz tabi ki mutfak önlüğü :)

Aslında hayalimde bir dikiş makinesi almak ve biçok şeyi kendim dikmek(tabi dikişi de öğrenmek)var. Mutfak önlükleri dikmek de aklımın bir köşesindeki hobilerden biridir :D

Şimdilik hazır alalım da kendim değişik değişik,her tencereme tavama uygun renkte önlük,eldiven,aşçı şapkası dikecem ilerde :D

Tencerem var tavam var İzmirliyim havam var :D

*Mutfak Önlüğü;Ykm'nin önündeki hergün değişen seyyar satıcılardan~10 tl

Bir Kitap-Pasaklı Tanrıça


Ye Dua Et Sev sıkıcılığından sonra -kitap okuma hevesimi kaybetmeme ramak kalmışken -okuma hevesimi geri kazanabileceğim bişi okumam lazımdı.

Kitabı elimde gören annem,"ne kadar kendinle uyumlu bir kitap almışsın öle" dedi :D(pasak kısmından bahsedio)Anne dedim tamam,kitabın ismi bana uyabilir fakat içerikteki pasak benden bahsetmio.

Ben çünkü çok güzel yemek yaparım,dantel örerim,ev işi yaparım ama bu kız bi halt bilmio :D

Kitap;kariyer yapmış bir avukatın bir hata(!) sonucu tüm kariyerini kaybetmesi ile başlıyor ardından bir evde kendini temzlikçi olarak buluyor.İnsana kariyer mi yoksa mutluluk mu dedirten bir seçim çıkıyor karşısına.

İşte işin bu kısmında kendimi fazlasıyla buldum.Tamam kitaptaki kız kadar kariyerim yoktu fakat çok başarılı bir öğrencilik hayatına sahiptim ta ki evkızı olmayı düşünene kadar.Tüm çevrem çok yadırgamıştı;öğretmenlerim,şu an hepsi öğretmen,hemşire,mühendis olan tüm sınıf arkadaşlarım iyiliğim için hep okumamı bana bunu yakıştırmadıklarını söylemişlerdi.Bense bana uyanı,huzurlu ve mutlu olduğum şeyi seçmiştim.İşte bu kitabın içinde tam da buna benzer bir durum sözkonusuydu o nedenle çok benzettim kendime :)

Kitap,insanı güldüren,eğlenceli,akıcı,çerez niyetine 1-2 gün içersinde bitirebileceğiniz romantik-komedi film tadında bir kitap.Şiddetle tavsiye olunur ;)